İZMİR

KALK GİDELİM - ADETA MALDİVLER

Kalk Gidelim

bigGerçekten de kalk gidelim dedik ve yola çıktık. Hiç aklımızda yokken birden oluşan İzmir planıyla kendimizi bu şehirde bulduk. İyi ki de gelmişiz. Uçakta yaptığımız küçük planları da iner inmez uygulamaya koyulduk. Daha önce de gördüğüm ama bir türlü pek gezmeye fırsat bulamadığım Kemeraltı Çarşısı ile başladık. İki kadın gezgin olunca da tabii çarşının altını üstüne getirdik. Kıyafetten mutfak eşyasına, nevresimden baharata, hırdavat dükkanlarından gelinlikçilere kadar her türden dükkanın olduğu bu dar sokaklı çarşıda kaybolmadan dolaşmak da büyük yetenek istiyor diyebilirim.

Yorgunluğumuzu biraz olsun atmak, soluklanmak ve gezmeye devam edebilmek için Kızlarağası Hanı’nda kahvemizi içtikten sonra tarihi asansöre doğru yola çıktık. Sahilden ok net bir şekilde görünen ve çok kolay ulaşılan asansörün hemen önünde küçük, sevimli bir cafe var. Ayrıca yemekleri de çok güzel. Tepeden İzmir’e bakarken, bir sonraki adım için de plan yapma olanağı bulduk. Hava güzel, mevsim de yaz olunca, insan İzmir’e kadar gelmişken denizi de görmek istiyor haliyle. Bir günü Çeşme ve Alaçatı’ya ayırmak istediğimizden İzmir’de olabildiğince çok gezmei planlamıştık.

Adeta Maldivler

big2Denizin ve güneşin tadını sonuna kadar çıkarabilmek için erkenden kalktık ve çabucak hazırladık. İzmir klasiklerini de tatmadan ve zevkine varmadan olmaz diye düşünerek yanımıza boyoz ve kumrudan oluşan hızlı kahvaltımızı da alarak Çeşme yoluna döküldük. Bu kadar kısa sürebileceğini açıkçası tahmin etmemiştim. O kadar kolay ulaştık ki, şaşırdık. Ayılmak için kahve içecek ve sıcak rüzgarın yüzümüze vurup bizi uyandırmasına izin verecek zamanımız oldu en azından.

Ilıca plajının namını daha önce duymuştum ama hiç gelme fırsatım olmamıştı. Çeşme merkezinden kısa bir sürede ulaştığımız Ilıca plajını görünce, İzmir seyahatiyle ne kadar doğru bir karar verdiğimizi bir kez daha anladım. Açık mavi bir deniz, bembeyaz incecik kum, upuzun bir sahil şeridi gerçekten çok güzel görünüyordu. Sabaj erken saatler olmasına rağmen, hemen hemen yarısı doluydu. Kumsalda küçük birkaç tane büfe, yemek ve içecek için baraka bulunuyor, onun dışında kimse kimseyi rahatsız etmeden rahatça geniş geniş takılabiliyor. Yalnız deniz biraz dalgalı ve sürekli olarak esen sıcak da olsa bir süre sonra aptala çeviren bir rüzgar var.

Biz yine arkadaş tavsiyesiyle daha sakin ir yere ve deniz olarak daha dalgasız denen bir yere gitmeyi tercih ettik. Altınkum, mevki olarak Ilıca’nın tam ters istikametinde bulunuyor. Am bir koy olduğundan rüzgar almıyor ve bu yüzden de diğer tarafta kıyamet de kopsa, tufan da çıksa burada deniz çarşaf gibi dümdüz. Hemen hemen Akdeniz’in tüm sahillerinde denize girmiş biri olarak söyleyebilirim ki, Çeşme’deki deniz gibi duru ve tertemiz bir denizi çok az gördüm. Dibinde ne var ne yoksa görülebilen, ne çok sıcak ne soğuk, dalgasız, mis gibi bir deniz. Buraya yakıştırılan Türkiye’nin Maldivler’i benzetmesi kesinlikle doğru. Üzerinize yapışmayan beyaz kum, adeta beyaz bir deniz! Gerçekten mükemmeldi.